Neden ücretsiz

Ücretsiz — ve hiçbir şeyin deneme sürümü değil

Arkada bekleyen paralı bir sürüm, abonelik, ya da otuz gün sonra kapanan bir kapı yok.

Yıllarca radyo istasyonlarında farklı işler yaptım ve her hafta aynı şeyi öğrendim. İş, zekice olan kısımda değil, yüzlerce küçük ayrıntıda. Uzun bir kaydın boşluklarını temizlemek. Mutfakta kaydedilmiş bir sesi, stüdyoda kaydedilmiş bir sesin yanında kulak tırmalamayacak hâle getirmek. Altına müzik döşemek, seviyeyi kontrol etmek, saat dolmadan yetiştirmek.

Kullandığım programlar bu iş için yapılmamıştı. Kimi müzik içindi, kimi film için, kimi de abonelik satmak için. Hepsi o küçük ayrıntıları olması gerekenden biraz daha zorlaştırıyordu. Yeterince yıl geçtikten sonra en kısa yol belli oldu, istediğim editörü kendim yazmak.

Yani Seston, bir yerlerde kullanıcısı olan bir ürün değil. Kendi işimi her hafta içinde yaptığım editör. Aksayan yerlerin düzelmesinin sebebi de bu, o aksaklıklar önce beni yoruyor. Para almak programı daha iyi yapmaz, sadece kimin kullanabileceğine karar vermek olurdu.

Satmak için değil, kullanmak için yaptım

Seston, kendi radyo ve podcast işim için istediğim editör. O iş hâlâ her hafta bu programda yapılıyor. Aksayan yerlerin düzelmesinin sebebi de bu, o aksaklıklar önce beni yoruyor.

Ücret alınacak bir şey yok

Program senin bilgisayarında çalışıyor. İşi yapan bir sunucu, tutulan bir hesap, ödenen bir depolama yok. Fiyat koymak, olmayan bir şeye fiyat koymak olurdu.

Reklam yok, veri yok, yanında kurulan program yok

Toplanıp satılan bir bilgi yok, sessizce kurulan bir yan program yok, kiraya verilen bir köşe yok. Buradaki "ücretsiz", bunlardan da uzak olmak demek.

Ne değil. Açık kaynak değil. Programı istediğin gibi kullanır, istediğine verirsin, ama kaynak kodu yayınlanmıyor. Bakımını tek kişi yapıyor ve bakımının sürmesini sağlayan düzen bu.